DEPRESYON VE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ

DEPRESYON VE BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ

Dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi görürüz. Hepimizin algıları, içinde bulunduğumuz-yetiştiğimiz değerler ve normlarla oluşur. İşte bu bakış açısını değiştirebilmek ve çok yönlü görebilmek bilişsel davranışçı terapi ile mümkündür. Zihnimiz öğrendiklerimizden, deneyimlerimizden yararlanır ve olayları buna göre değerlendiririz. Depresyonda da asıl kritik nokta düşünce ve değerlendirme biçimimizdir. Bilişsel davranışçı terapi beyinde öğrenilmiş durumları yeni bağlantılar yoluyla değiştirmeyi hedefler. Bu terapi yönteminde yeni bir öğrenme oluşmuş olur. Bu terapinin bilişsel kısmıdır. Öğrenilen yeni düşünüş biçimiyle ilgili uygulama hedefleri belirlenir ve ödevler verilir. Bu da terapinin davranış kısmıdır.

Depresyondaki bireyler yetersizlik, umutsuzluk, öfke, ilgisizlik, isteksizlik gibi birçok duygu içerisinde ve otomatik düşüncelerde olabilirler. Duygularını oluşturan şey ise düşünce sistemidir. İşte kırmaya çalışılan nokta buradadır; düşünüş biçimi. Peki düşünüş sistemleri ne olabilir?

Ya hep ya hiç tarzı düşünebilirler; Tek bir sınavdan düşük not alan öğrencinin her zaman başarısız olduğunu düşünmesi gibi.

Felaketleştirme yapabilirler; olayın en kötüsü düşünülür, her şeyin mahvolacağı inancındadırlar.

Genellikle -meli -malı ifadelerine yatkındırlar; asla hata yapmamalıyım, mükemmel olmalıyım ya da benimle böyle konuşmamalı gibi kendilerine ve hatta başkalarına katı kurallar koyabilirler.

Kendini gerçekleştiren kehanet senaryosunu aktive edebilirler, duygusal çıkarsamaları vardır; Bir durumla ilgili kaygılı olduklarında olumsuz bir olay yaşayacaklarından neredeyse emindirler. Buna göre davranarak sonuç nasıl olsa olumsuz olacak inancıyla olumsuz tutumlar sergiler ve düşüncelerini haklı çıkaracak sonuçlara doğru ilerlemiş olurlar.

En belirgin özelliklerden biri ise kişiselleştirme yapmalarıdır; ona soğuk davranan birinin ona kızdığını ya da onun yanından giden birinin ondan hoşlanmadığını düşünerek, başkalarının davranışlarından devamlı olarak kendisini sorumlu tutar. Bunlar gibi düşünce hatalarına sahip olduklarında hayat yorucu olmaya başlayacaktır. Bu noktada otomatik düşüncelerimizi engelleyemesek te düşünce hatalarımızı fark edip alternatif düşünceleri ( yanından ayrılan biri için; kendisinden hoşlanmadığını düşünmesi yerine, rahatsızlanabileceğini düşünmesi gibi) aktive etmek etkili olacaktır. Kurallar, tutumlar ve bu varsayımların değiştirilmesi elbette kolay olmayacaktır. Çocukluğumuzdan bu yana süregelmiş bazı düşüncelerimiz bizimle bütün haline gelmiş olabilir ve yıllarca süregelen kurallar-düşünceler bir çırpıda değiştirilemez. Ancak fark etmek değişimi başlatacak, yerine yenilerini getirmek istemek ise değişimi mümkün kılacaktır.

Kişi sahip olduğu inançların, otomatik düşüncelerin  işe yarayıp yaramadığını “Böyle bir inanca sahip olmak beni sıkıntıya mı sokuyor, rahatlatıyor mu?” şeklinde sorgulayabilir. Eğer sıkıntıya sokuyor cevabıyla karşı karşıya kalırsa yapması gereken “ Daha farklı nasıl düşünürsem rahat hissedebilirim?” düşüncesiyle rahatlatıcı düşünceyi bulabilir. Ancak bunların tümü yalnızca düşünüldüğünde yine aklımızdan uçup gidecek ve otomatik olarak gelen düşünceler yine zihnimizi saracaktır. Buna engel olmak ise neredeyse imkansızdır.  Buradaki kritik ve belirleyici nokta bilişsel davranışçı terapinin esası olan; yazmadır.  Kısa vadeli belirlenen hedefler ve not almakla, farkında olmadığımız bir çok düşünce sistemimiz ortaya çıkacaktır. Depresyonu sağlayan kısır döngüden çıkabilmek davranış çeşitliliğini artırarak mümkün olabilecektir.

Psikolojik Danışman Berna ADALI

Mavi Ağaç Psikoloji&Danışmanlık

Merhaba Bursa Mavi Ağaç Psikoloji & Danışmanlık Merkezinde Danışan Görmekteyim Bilgi ve Randevu İçin İletişim Kanallarımızdan Bize Ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Open chat